Kurucu

“Patronun gözüne girenler daha hızlı yükseliyor.”
Bu cümle söylendiğinde, sanki ortada gizli bir ayrıcalık, arka planda dönen görünmez bir sistem varmış gibi düşünülür. Ama gerçek bundan daha farklı. Çünkü iletişim anlık bir durum değil, süreklilik isteyen bir ilişki becerisidir.
Fakat biz, ilişkileri küçümsüyoruz. İlişkiyi, bir avantaj ya da kayırma mekanizması zannediyoruz.
Kurumsal hayatımın bir döneminde, işverenimle iletişimimin güçlü olduğuna dair çevremden yorumlar gelirdi. “Bizim arkamızda kimse yok.” “Zaten yöneticiler kendine yakın olanı tutuyor.” gibi cümleler duyardım.
Ama kimse şu soruyu sormazdı: Peki o ilişki nasıl kuruldu?
Bir yöneticiyle sağlıklı ilişki kurmak kolay değildir.
• Dinlemeyi, anlamayı, sabrı gerektirir.
• Kimi zaman öfkesini size yönelttiğinde bunu kişiselleştirmemeyi gerektirir.
• Kriz anında soğukkanlı kalmayı, çözüm üretmeyi gerektirir.
• Cesaretle sorumluluğun altına girmeyi, taşın altına elini koymayı gerektirir.
Yani ilişki dediğimiz şey; “yakınlık” değil, emeğin ta kendisidir. Sürekli bakım ister. Yumuşak beceri değil, sert dayanıklılık ister.
İş hayatında kimi insanlar ilişkileri hafife aldığı için fırsatları kaçırır. Çünkü ilişki kurmak konfor alanından çıkmayı ve insana yatırım yapmayı gerektirir. Kırılganlığa, riske ve duygusal olgunluğa davet eder.
Benim gördüğüm şu: • İşi önemseyen insan başarılı olur.
• Ama ilişkileri önemseyen insan sürdürülebilir şekilde başarılı olur.
Bu yüzden… İletişimi güçlü olan insanları küçümsemeyin. Bu bir ayrıcalık değil; sürekli emek verenin hak ettiği sonuçtur.
İş hayatının matematiği, çoğu zaman göründüğünden daha nettir: İnsanlarla bağ kuran yükselir. Bağ kurmaktan kaçan yerinde sayar.