Kurucu

Mutlu Pazartesiler’in kurucusu ve eğitmeniyim. Yaklaşık 26 yıl boyunca kurumsal hayatta çalıştım; birçok farklı ekip, yönetici, sektör ve kurumla birlikte çalışma fırsatım oldu. Bu yolculuk bana çok net bir şey öğretti: Çalışanlar en çok, yöneticilerinin kendilerini gerçekten dinlemesini istiyor.
Bu yalnızca bir his değil… Hem yaptığım okumalar ve araştırmalarda karşıma çıkan veriler hem de birlikte çalıştığımız kurumlarda uygulama şansı bulduğumuz çalışan memnuniyeti anketleri, hep aynı doğrultuda sonuç veriyor: Dinlenmemek çalışanlar için en büyük motivasyon ve bağlılık kırıcılarından biri.
Birçok yönetici, dinlemenin sadece karşındakinin konuşmasının bitmesini beklemek olduğunu zannediyor. Oysa dinlemek; karşındakini anlamaya istek duymaktır. Bu noktada liderlik alanında dünyanın en saygın düşünürlerinden biri olan Stephen R. Covey, çok kıymetli kitaplarında şöyle der:
“Gerçek dinleme, anlama isteği içerirse dinlemektir.”
Dinlemek bize yalnızca söyleneni değil, söylenmeyeni de duyma fırsatı verir. Gözden kaçan küçük bir detay, önemsenmeyen bir cümle, “sonra konuşuruz” diye ertelenen bir duygu, bazen bir mimik veya suskunluk öyle çok şeyi anlatır ki… İş hayatında, her şey bizden yana görünürken bile, bir anda aksi yöne dönebilecek kadar büyük etkilere sahiptir çalışanların duyguları. Bastırılmaya, ertelenmeye, yok sayılmaya gelmez.
Kurumsal hayatta bunun örneklerini çok gördüm. Anlaşılmadığını hisseden, emeğinin kıymetinin bilinmediğine inanan ve içinden içinden biriktiren çalışanlar, fırsat bulduğunda yöneticilerini zor durumda bırakabilir. Bir toplantıda, bir projede, kritik bir anda… Sessiz kalan biri bir gün sesi en çok çıkan kişi olabilir. Bu gibi birikimler yöneticiyi yeri gelir işinden eder. Bu bir tehdit değil; insan doğasının, reaksiyonlarının doğal bir sonucudur. Kendisini duymayan bir kişiye kimse eşlik etmek istemez.
Oysa dinlemek; güven doğurur. Güven iş birliğini, iş birliği performansı büyütür. Sorulacak soru aslında çok basit: Bir kişiyi 10 dakika sabırla dinlemeyi başaramayan biri, koca bir ekibi nasıl yönetecek?
Bugün hâlâ birçok kurumda dinlemek zayıflık gibi görülüyor. Oysa ben tam tersine inanıyorum: Dinlemek, yöneticinin en görünmez gücüdür. Çünkü güçlü liderlik, kalpten bir iletişimle, anlama isteği ile başlar. Bu da dinlemekle mümkün.